DOLAR 7,9381
EURO 9,4067
ALTIN 467,02
BIST 1.314
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 13°C
Hafif Yağmur

Fatih Terim’e sert eleştiri: “Sen tükendin hocam, köşene çekil!”

Sabah gazetesi yazarı Hıncal Uluç, sadece Galatasaray değil, Türk futbol tarihinin en büyük kulüp başarısına imza atan Fatih Terim’e seslendiği …

Fatih Terim’e sert eleştiri: “Sen tükendin hocam, köşene çekil!”
03.10.2020
173
A+
A-

Sabah gazetesi yazarı Hıncal Uluç, sadece Galatasaray değil, Türk futbol tarihinin en büyük kulüp başarısına imza atan Fatih Terim‘e seslendiği yazısında şunları yazdı.

İşte Hıncal Uluç’un yazısı:

Geçen salı “Derbi’nin en talihsizi Fatih Terim’di” başlıklı yazımın yer aldığı köşemde Victor Hugo’nun bir lafı vardı. Aslında senin için seçmiştim o lafı Hocam.. Anlamadın. Bugün açıktan yazıyorum..
“Yerini vaktinde terk etmeyi bilmek gerçek olgunluktur. Sadece acizler kalmakta ısrar eder!..”
Sadece Galatasaray değil, Türk Futbol Tarihi’nin de en büyük kulüp başarısına imza atan sana, bugün çok açık ve çok net söylüyorum Hocam..
Kulübün teknik ve futbol direktörlüklerini bırak. Galatasaray Tarihi’ne dön ve artık hep orda kal Hocam!..
Bunu seni seven bir ağabeyin olarak yürekten söylediğime de inan..
Çünkü sen tükendin Hocam.. Aslında çoktan tükenmiştin.
Euro 2016’daki hezimetinin ve Milli Takım’dan kovulmanın suçunu futbolculara yükledin. Onların sana komplo kurdukları için Ayyıldızı sattıklarına inandın.
Sonuç!. Türk futbolcusundan nefret ettin.
Yedeklerine dek yabancı, sahada dizilenler içinde maç başında çalınan Milli Marşımızı okuyan tek kişisi olmayan bir yabancılar lejyonunu inatla ve ısrarla sahaya sürdün. Başta yeri hala bomboş duran takımın kaptanı, oyunun lideri Selçuk’u bitirdin. Parlar gibi olan Türk futbolcuları anında sildin. Galatasaray’a milli takımda oynarken transfer olanları çöpe çevirdin.
İlk fırsatta da gönderdin.
Alaçatı olayından sonra iyice dağıttın. Bu defa Feghouli ve Belhanda aşkın başladı.
Bu ikisinin takımda rakipsiz olması bilinçli ya da bilinçaltı temel taktiğin oldu. Bu ikisine rakip olacak adam almadın. Olabilecek gibi olanları, yerli, yabancı, alt yapıdan genç, geleceğin umudu olmalarına bakmadan sildin, sattın.
Bugün büyük rakiplerin Fenerbahçe, Beşiktaş ve Trabzon nasıl bir alt yapı zengini görmedin, bakmadın.
Milli Takım’dan pasaportunu alır almaz geldiğin Galatasaray’da ilk işin alt yapının patronu Tugay’ı kovmak oldu. O Tugay ki, yıllarca oynadığı İngiliz Ligi’ndeki harika deneyimleriyle, 8 yaş gurubundan başlayarak üst yapıya oyuncu vermek amacıyla harika bir sistem kurmuştu, Florya’da..
Adeta başından attığın alt yapıda gene de iki genç parladı.. Yunus ve Celil.. Hele Celil..
Geleceğin Selçuk’u idi adeta.. Geçen sene başında, laf ola iki hazırlık maçında oynattın.
Öyle dikkat çekti ki, Sevgili Belhanda’na rakip oluyordu nerdeyse.
Hemen sildin. Celil’i bir daha gören olmadı. Bu transfer sezonunda da 900 bin lira gibi komik bir paraya sattın, kulübün geleceğini.
Yani Hocam meydan sana ve sevgili Belhanda’na ve Feghouli’ne kaldı.
Ne var ki, camia ve taraftar bu ikilinin takıma değil, kendilerine oynadıklarını görmüştü artık.
Islıklamalar, yuhlar başlamıştı.. Görünüşe göre sıra sana da geliyordu ki, Covid-19 imdadına yetişti. Maçlar seyircisiz oynanmaya başladı.
Bu bildiğini, tribün korkusu olmadan yapmana şans tanıdı.. Seyircisiz maçlarda planını Galatasaray’ın kazanması değil, Belhanda ve Feghouli’yi kahraman yapmak ve yüksek sözleşmelerle Galatasaray’da kalmalarını uzatmak için yapmaya başladın.
Dikkat etmediğin bir şey vardı.
En Terimci yorumcular bile bu ikili rezaletin farkına varmışlardı. Seni kırmadan uyarmak için her şeyi yazdılar..
Ama öyle inatla ve ısrarla sarılmıştın ki bu ikisine, en yakınlarına bile gözlerini, kulaklarını kapadın.
Glaskow Rangers maçının, Galatasaray için maddi ve manevi büyük değeri vardı. Avrupa’dan elenip Annemizin Ligi’ne dönmek küçük bir felaket olurdu.
Hatırlar mısın?.
Annemizin Ligi” deyiminin doğuşuna, senin Galatasaray’ın sebep olmuştu.
Ötekiler her sene eylül, bilemedin ekimde elenir giderken Galatasaray her yıl ilkbaharı görüyor, 99- 2000 sezonunda ise Avrupa Ligi ve o tarihte Real Madrid’in bile müzesinde olmayan Avrupa Süper Kupası’nı, Hasnun Galip’e getiriyordu.
Yani onlar, Anneleri’nin liginde oynarken, Galatasaray artık Avrupa Takımı olmuştu da, bu deyiş Ali Sami Yen tribünlerinden ülkeye yayılmıştı.
Rangers maçının Türkiye için, ülke puanı için de büyük önemi vardı.
Bıçak sırtının üstünde yürüyordu Türkiye..
Hemen arkasında da İskoçya vardı. İskoçya bizi geçerse, artık Türkiye Şampiyonu, Şampiyonlar Ligi’ne doğrudan katılma hakkını İskoçlara kaptıracaktı.
Hem Türkiye, hem Galatasaray için bu kadar kritik maçı, sen bir kere daha ülken ve kulübün değil, Belhanda ve Feghouli için planladın Hocam..
Rangers’e yenilip elenmen fazla yadırganmaz, olay bile olmazdı. Ama Galatasaray’a turu, ülkeye puanları Feghouli ve Belhanda ile alırsan bir ne destanlar oluşurdu..
Sadece bunu düşündün. İlk 11’i buna göre düşündün. Oyun planını buna göre düşündün.
Sırf asist yapsın diye, duran topların hepsini Belhanda’ya attırmak dahil.. Orda Emre Kılınç gibi bir usta dururken.
Belhanda kaç korner attı, Marcao’ya gol attıran o harika korner ortasını kim yaptı, Hocam?.
Pardon? İlahi bir ders miydi acaba?.
Gözün ve beynin öyle Belhanda ve Feghouli dolmuştu ki Hocam, önünde oynanan maçı da okuyamadın.
Rangers’in sıradan da değil, sıra altı bir takım olduğunu, savunmasının her akında dağıldığını, azıcık preste dahi top çıkaramadığını bile göremedin. Sırık stoperlerin havadan Falcao’ya top göstermediklerini ama adam kollamakta hele alan savunması yapmakta ve de yerden nasıl aciz kaldıklarını dahi okuyamadın.
Maç “Ben Diagne’nin maçıyım” diye bas bas bağırırken bile gözlerin öyle kapalıydı ki Hocam, ikinci yarıya ayni Belhanda Feghouli için oynayan takım düzeni ile çıktın.
Ancak 2-0 yenik duruma düşünce, oyuna gene şaşkın müdahale ettin. Belhanda’nı nihayet ve Babel’le oyundan alırken, oyuna golcü değil, iki orta saha adamı, Ömer ve Etebo’yu soktun.. Djagne, 75’inci dakikada aklına geldi.
Onu sokarken de, takımdaki sonuncu kanat adamı Feghouli’yi çıkardın bu defa.. “Yahu Diagne’ye topu şimdi kim atacak” diye düşünmeden.
Çünkü dedim ya, artık maçı o bir gece evvelden kafasında oynayıp kazanan, ona göre 11 seçip, ona göre taktik veren, evdeki hesap, sahaya uymuyorsa, anında gören ve hemen kenardan müdahale eden Fatih Terim yoktu artık..
Onun son izleri de Alaçatı’da kalmıştı.
Hocam,
Lütfen, ama lütfen iyi düşün ve Galatasaray tarihindeki Fatih Terim anıtına daha fazla zarar vermeden, oto eleştirini de sen yap ve çekil..
İnsan beyni kötü olayları silmeye, ama güzellikleri hep hatırlamaya yöneliktir.
Göz önünden çekildin mi, beyinlerde Kopenhagen 2000 Fatih Terim’i kalır Hocam..
Çekil.. Alaçatı’ya git. En eski ve en dost arkadaşın Sabahattin’le barış.. Sonra köşene çekil..
Ailenle baş başa, yazları Bodrum’da, kışları İstanbul’da huzur ve mutluluk içinde yaşa Hocam!.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.